Denizlerimiz Göz Göre Göre...

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 21.09.2026 02:00
YAZI
A

Yaklaşık son iki aydır Marmara Denizi; bütün pisliklerini affedersiniz deniz yüzeyine kusarak, müsilajla kaplanmaya devam ediyor.

                Tabiatın dengesi ile oynandığı zaman ortaya çıkan durumları üzülerek müşahede ediyoruz.

                Ne oldu da Marmara müsilajla kaplandı?

                Ekosistemde meydana gelen dengesizlikler, canlı çeşitliliğinin yok edilmesi, tabiatın ve denizlerin kimyasal atıklar başta olmak üzere her türlü  kirliliğe bilinçsizce maruz bırakılması; masmavi vatanımızı, günbegün öldürerek çöl kıvamına dönüştürdüğümüzün farkında bile değiliz.

                Marmara’da yüzlerce çeşit balık türünden sadece 2-3 çeşidi hayata tutunmaya çalışıyorsa bilim adamlarımız, ilgili kurumlar ve yetkililer; maalesef görev ve sorumluluklarını yapmıyorlar demektir.

                Müsilaj bir sonuçtur. Sebepleri tek tek analiz edilmeden tonlarca müsilajı denizden toplasanız dahi kalıcı çözüm üretemezsiniz.

                Ekosistemi dengede tutan unsurları yok ederseniz örneğin doğal temizleyiciler midye, deniz hıyarı ( patlıcanı) gibi müsilajlar sadece Marmara’da değil bütün mavi vatanımızı istila edebilir.

                Kaldı ki Maramara’nın Ege’ye açılan kapısı Bozcaada ve civarlarında da müsilaj yoğunluğu artarak devam etmekte. Aynı şekilde Marmara’nın Karadeniz’e doğru birleşim ve kenar noktalarında da müsilaj yoğunluğu izlenmektedir.

                Bilim adamı olmaya gerek var mı?

                Canlı çeşitliği bilinçsizce yok edilirse,

                Denizlerimiz kirletilirse,

                Şehirlerin her türlü sanayi atıkları, kanalizasyon atıkları doğrudan denize akıtılırsa,

                Mavi vatanımız hayat dolu olabilir mi?

                Masmavi sular, tertemiz kumsalları rüyamızda dahi göremeyiz.

                Günü birlik değil, tam zamanlı ekosistemi ayakta tutacak, can simidi olabilecek, tedbir ve koruma odaklı, basiretli uygulamalara ve politikalara çok fazla ihtiyacımız var.

                Maramara’nın yüzeyi müsilajla kaplanıncaya kadar neredeydik?

                Bize S.O.S veriyordu lakin gör kaldık. Kurumlar suçu bir birine attı. Belediyeler devlete, devlet belediyelere...

                Üç tarafı denizlerle çevrili ender ülkelerden biri olmamıza rağmen, denizcilik bakanlığımız neden yok? 

                Balıkçılık neden profesyonel anlamda yapılamıyor?

                Denizlerimiz niçin kaderine terk edildi?

                İnsanoğlu o kadar nankör ve aynı zamanda doğa canavarı ki; yarınları ve geleceğimizi asla düşünmez.

                Cennet vatanımız, sahip olduğumuz mavi vatanımız... başka bir milletin elinde olsaydı durum böyle olur muydu?

                Eğitim her şeyin ilacıdır.

                Nasıl eğitim?

                Doğa dostu eğitim anlayışı elzem. Sahip olduğumuz tabii güzelliklerimizi talan eden değil, koruyan...

                Denizimizi, ormanımızı, havamızı, suyumuzu rant değil hayat kaynağı olarak gören şuurlu nesiller, ancak milli ve manevi değerler manzumesiyle yetiştirilirse, eğitimin hakiki semeresini görebiliriz.

                Şu aşamada daha da geç olmadan müsilaj ve onlarca meselemize kafa yoracak, proje üretecek, sorumluluk alabilecek beyinlere fazlası ile ihtiyacımız var.

                Sen, ben değil biz şuuru ile bizim vatanımız prensibi ile inanıyorum ki çözümlenemeyecek hiç bir meselemiz yoktur.

                Selam;  gece - gündüz zihin yoran, vatan sevdalısı deli yüreklerin üzerine olsun...

 

ETİKETLER: