GELECEK KELiMELERDE

Kayıt Tarihi: 01.01.1970 02:00 - Son Güncelleme: 16.04.2026 22:30
YAZI
A

İnsanların toplu yaşamaya başlamasıyla birlikte devredilmez, vazgeçilmez haklar ortaya çıkmıştır. İnsan hakları, insanın insanca yaşamasının sağlanması ve demokratik rejimler tarafından korunması açısından zorunludur. 

***

Haklardan en önemlisi bana göre eğitimdir. İnsanlar eğitim hakkı ile en önemli kazan olan okumayı elde etmişlerdir. İnsanın yaşamı boyunca bazı haklar evrilebilir, değişebilir ama okumak gelecek içinde değişmeyecektir. Haklar, insanın özgürlüğünü sağlarken; okumak, onun özgürlüğe uçacak kanatları olur. Prof.Dr. Mariah Evans başkalığında yapılan araştırma neticesinde kütüphaneli evlerde doğan çocukların, kütüphanesiz evlerde doğup büyüyen çocuklara göre daha yüksek bir eğitim düzeyine sahip oldukları görülmüştür. 

***
Okuyan insan, çevresini de etkileme gücüne sahiptir. Okuduklarını ve geliştirdiği sözcük dağarcığını sohbetine de yansıtarak, çevresindekilerin dolaylı yoldan da olsa gelişimini sağlar. Okumak, insanlar arasında sosyokültürel farklılığın oluşmasındaki en büyük etkenlerden biridir. 


Hart ve Risley’in 1992’de çocuk gelişimi ve çevre ilişkisini dair yaptığı araştırma sonucunda yayımlanan “30 Milyon Kelime Farkı” çalışmalarında, sosyo kültürel çevresi iyi olan eğitimli bir ailede büyüyen çocuklar ile orta ve alt gelir grubundaki ailelerin çocuklarının kelime haznesi arasında 30 milyon kelime farkı olduğunu görmüşlerdir. Bu 30 milyon kelime farkının indirgenmesi için üç strateji sunmuşlardır. Bunlar: kavramak, konuşmak ve karşılıklı yapmaktır.

***
30 milyon kelime farkının kapatılması için ailenin de kendi kelime haznesini geliştirmesi, okuması, çocukların ise anne karnındayken kitapla tanıştırılması gerekmektedir. En önemli soru ise bunun nasıl yapılacağıdır. Bebek anne karnındayken anne ve baba tarafından ninnisel öykülerin okunması, dijital çağın verdiği yetkinliklerle müzikli sesli öykülerin kulaklıkla anne karnında dinletilmesi gerçekleştirilebilir. 
Bebek doğduğunda ise aynı okuma şekli ile devam edilip bebeğin görme yetisini kazandığında resimlerin birlikte incelenmesi, bebeğin parmakları ile dokunması sağlanabilir. Süreç alışkanlık haline getirilmeli, günlük yaşamın ayrılmaz parçası olmalıdır. Seçilen kitaplar çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak seçilmelidir. 


Okuma sürecinde yeni öğrenilen kelimeler ile yeni cümlelerin oluşturulması, okunan kitabın içeriğine uygun sorular sorulması, kitaptaki resimlerle ilgili konuşma yapılıp göz ya da bir sesle bile tepki alınması, sayfayı çocuğun çevirmesine izin verilmesi; anlam, konuşma ve karşılıklı ilkesini karşılayacaktır. Çocuğun bulunduğu odada farklı kitap ve okuma malzemeleri bulunması da okuma kültürünün edinilmesinde önemlidir.
Bu kelime farkının kapanması için yerel yönetimlerimizin ailelere destek olması önem taşımaktadır. Belediyelerimiz, anne karnında ve bebek doğduğu zamanda dinletilebilecek öyküleri derleyip çevrimiçi ortamda ulaşıma sunabilir. Ayrıca dezavantajlı bölgelerde bebek ve çocuk kütüphaneleri açabilirler. Bu kütüphaneler normal kütüphanelerden farklı olarak tasarlanmalı. 

***
Anne adayları ve 0-3yaş arası bebekler için bir ortam oluşturulmalıdır. 3 yaş üstü çocuklara yönelik için de drama, müzik, zekâ oyunları; oyun köşesi, resim köşesi, hayal gücüne zenginlik katacak alan düzenlemesi yaparak içerik alan zenginleştirilmelidir. Kütüphane aynı zamanda farklı etkinliklerin de yapılacağı şekilde planlanmalıdır. Özel eğitim gerektiren çocuklar için de imkân sağlanmalıdır. Görme engelliler için Braille alfabesi ile yazılmış veya sesli kitaplar, işitme engelliler için görsel ve işaret dili ile anlatımın olduğu dijital kitaplar bulundurulmalıdır.  
Bebek ve çocuk kütüphanesine Kültür ve Turizm Bakanlığınca farklı illerde yapılan kütüphaneleri, Mamak Belediyesinin “Mamak Bebek Kütüphanesi”, Selçuklu Belediyesinin “KOP Çocuk Kütüphanesi” örnek verilebilir. Bu örneklerin dezavantajlı bölgelerde kurulmasına öncelik verilmelidir. 


Okuma kültür haline getirildiğinde Manguel’in de ifade ettiği gibi “Okur ile kitap arasında zaman ve mekânı engel olmaktan çıkaran türde bir ilişki ortaya çıkmaktadır.” Okurken zaman ve mekân kavramı kalmamaktadır. Okur, kitaptaki zaman ve mekânda yaşamaya başlamaktadır. Okuma kültürünü geliştirmek her alanda okuma fırsatı oluşturmak için okullarda, AVM’lerde, hastanelerde, parklarda, havalimanlarında, garlarda okuma mekânları oluşturulmalıdır.   Pandemi süreci de dikkate alınarak içerisinde bebek, çocuk ve yetişkin kitaplarının bulunduğu sanal kütüphaneler kurulmalıdır. 
Çünkü Cemil Meriç’in ifadesi ile “ Kütüphaneler; bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile doludur.”
Haklarımızın demokrasi ile korunduğu ülkemizde, okuma kültürüne yapılacak tüm yatırımların geleceğimizi kurtaracağını unutmayalım!

ETİKETLER: