YAPAY TEKNOLOJİ
Amerika patent dairesi başkanı Charles Duell’in 1899 yılında “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi.” sözü tarihe büyük bir gaf olarak not edilmiştir. O günden bugüne teknolojide yaşanan gelişmeler ile insanların hayatları kolaylaşmış; toplumların yapısı, davranışları, yaşam tarzları değişikliğe uğramıştır. Bu değişimlerin eğitim sistemlerini ve toplumların yaşamlarını etkilediğini görmekteyiz.
1982-1986 yılları arasında Amerika ve ülkemizde yayınlanan Karaşimşek dizisindeki namı diğer KİTT’in özelliklerini hatırlıyor musunuz? Bu araç kendi kendine hareket edebilen, konuşabilen yapay zekalı, görmek için tamponunda bir tarayıcısı olan, içerisinde moleküler test laboratuvarı bulunan, yol bilgisayarı ve uydu bağlantısına sahip bir araçtı. Hepimiz böyle bir aracımızın olmasını isterken şu an kullandığımız araçlarımızda bunlara sahip olduk, gelecekte bunun ötesindeki özelliklerin bizleri beklediğini artık yadsımıyoruz.
“İcat ettiğimiz her yeni teknoloji, başka yeni teknolojileri icat etmemize yarayan bir araç haline geliyor ve böylece büyüyerek devam ediyor.” Dan Brown’nun söylediği gibi teknolojide yaşanan her değişimin, yeni bir teknolojik gelişmeyi tetiklediğine şahit olmaktayız. Örneğin, pillerin üretimindeki gelişmelerin elektrikli otomobillere geçişi hızlandırması, akıllı telefonlardaki gelişmeler ile bilgisayarda yapılacak işlerin çoğunu yapılabilmesi, 3D yazıcıların kullanılması ile yeni teknolojik ürünlerin ortaya konması, insansız hava araçlarının savunma başta olmak üzere birçok alanda kullanılmaya başlanması vb.
Bu gelişim ve değişim çağında özellikle çocuklarımız, doğdukları andan itibaren teknoloji ile iç içe yaşıyorlar, çocuklarımızı teknoloji kullanan pasif yapıdan çıkarıp, sorgulayan ve üreten bireyler olmasını sağlamalıyız.
Teknolojide yaşanılan hızlı gelişimle yapay zekânın kullanım alanlarının artacağını görmekteyiz. Dijital bir bağ yapısının oluştuğu dünyamızda kodlama ve sayısal düşünme yeteneğinin çocuklarımıza, ne işle uğraşacaklarına bakılmaksızın, lazım olacağı aşikârdır. Bu nedenle çocukların ve yetişkinlerin teknoloji okuryazar olmasını sağlamalıyız. Teknoloji okuryazarlığı; bilgisayarları ve ilgili yazılımları aktif bir şekilde kullanma becerisi olan bilgisayar okuryazarlığı, ağ ortamındaki bilgiye ulaşma ve o bilgiyi kullanma becerisi olan ağ okuryazarlığını ve ağ bilgisayar kaynaklarına ulaşarak bu kaynaklardaki bilgiyi kullanmak için gerekli becerileri içeren dijital okuryazarlığı kapsar. Teknoloji okuryazarlık eğitimleri AB vatandaşlarına sunulmaya başlanmıştır. Finlandiya ise bütün vatandaşlarına çevrimiçi olarak yapay zekâya giriş eğitimlerini sürdürüyor. Hindistan’da çocuklar üç yaşından itibaren kullandıkları programlama dilleri ile yapay zekâ algoritmaları oluşturarak programlar yazabiliyorlar. Bu sayede Hindistan dünyaya yazılım ihraç eden bir ülke haline gelmiştir. Ülke olarak teknoloji kullanımına meraklı olduğumuzu göz önünde bulundurursak yapacağımız eğitim faaliyetleri ile teknoloji okuryazarlığını geliştirerek teknolojik üretim ve istihdamı sağlamış oluruz.
Teknolojideki gelişim ve yapay zekânın gelişmesi ile eğitimin tanımı yeniden yapılacak, okulların işlevi değişecek,öğretmenin rolü yeniden tanımlanacaktır. Bu bağlamda salgın süreci bunu hızlandırmıştır. Öğrenciler, teknolojinin imkânları sayesinde uzaktan eğitim yolu ile derslerini almaya devam etmişler, bireysel öğrenme hızlarına göre internet ortamında bulunan içeriklerle kendilerini geliştirmeye başlamışlardır.
Yerel yönetimlerimiz bu süreci dikkati alacak şekilde, teknoloji okuryazarlığı konusunda alanında uzman kişiler tarafından uzaktan eğitimler düzenleyebilirler. Programlama dilleri bireylerin ulaşımına sunulmalı, çocukların ve gençlerin yapacakları yapay zekâ programları ile ilgili yarışmalar düzenlenmeli, bu programlar ile geliştirilen oyun ve animasyonlar tüm halkın kullanımına sunulmalıdır.
John Nalder, “Zaman teknoloji ile birlikte çalışan eğitimcilerin zamanıdır.” ifadesiyle teknolojinin kullandığı biz değil, bizim teknolojiyi kullandığımız zamanın ruhunu yakalamalıyız. Kullanılan biz olduğumuzda hayattan ve toplumdan kopmuş bireyler olmamız kaçınılmazdır.
Büyük usta Neşet Ertaş “Kadınlar insandır, biz insanoğlu” diyerek ne güzel ifade etmiş. Toplumun mihenk taşı olan kadınların önemini anlatan bu sözün gölgesinde kadınlar gününü kutlarım.

